‘Kadınlar hedef alınıyor cenazelerine dahi işkence ediliyor'

  • 09:10 28 Ekim 2019
  • Güncel
Şêrîn Zêrevan
 
QAMIŞLO - Kongreya Star Kuzey ve Doğu Suriye Toplumsal Alan Yönetimi'nden Gülistan Eli, bölgeye yönelik saldırılarda kadınların hedef alınmasına dikkat çekerek, "Kuzey ve Doğu Suriye'de kadınların öncülüğünde kurulan sistem tüm dünya tarafından takdir ediliyor ve örnek gösteriliyor. Bu nedenle saldırılarda önce kadınlar hedef alınıyor ve cenazelerine dahi işkence yapılıyor" dedi.
 
DAİŞ saldırılarına karşı Kuzey ve Doğu Suriye’de gerçekleştirilen devrim, “kadın devrimi” olarak değerlendiriliyor. Türkiye ve ona bağlı Suriye Milli Ordusu’nun (SMO) saldırıları da bu nedenle önce kadınlara yöneldi. 9 Ekim’de başlayan saldırılar boyunca birçok savaş suçu işlenirken, kadınların katledilmesi ve bedenlerine işkence edilmesi de bu suçların başında geliyor. Kongreya Star Kuzey ve Doğu Suriye Toplumsal Alan Yönetimi'nden Gülistan Eli, bölgedeki kadın mücadelesine yönelik saldırıları değerlendirdi.
 
'Kürtlerin katledilmesine ortak oluyorlar'
 
Kongreya Star Kuzey ve Doğu Suriye Toplumsal Alan Yönetimi'nden Gülistan Eli, tüm uluslararası insan hakları örgütlerinin Kuzey ve Doğu Suriye'ye yönelik saldırıların karşısında sessiz kaldığına dikkat çekti. Örgütlerin ve devletlerin Türkiye'nin ortaklığını yaptığına işaret eden Gülistan, "Çocukların, kadınların öldürülmesine ortak oluyorlar, Kürtlerin katledilmesine ortak oluyorlar" diye belirtti. Türkiye'nin saldırılarını değerlendiren Gülistan, "Türk devletinin 9 Ekim'de başlattığı saldırılar dünyanın gözü önünde gerçekleşti. Tüm dünya yaşanan vahşeti gördü. Yasak silahlar, kimyasal kullanıldı ve bunu tüm dünya gözleriyle gördü, raporlarla doğrulandı. 14 yaşındaki Muhammed isminde bir çocuğun tüm bedeni yanmış durumda ve asit yanığı olduğu raporlandı. Buna artık sessiz kalınmamalı" diye vurguladı.
 
'Kadınlardan korkuyorlar'
 
Türkiye’nin Efrîn'e saldırılarını da hatırlatan Gülistan, "Türkiye ordusu DAİŞ çeteleri ile beraber tüm barbarlıkları ile Efrîn'e saldırdı ve tüm dünyanın gözü önünde Efrîn'de insanlık suçu işledi. Şimdi Suriye'nin kuzeyinde ve doğusunda da aynı insanlık suçlarını işliyor. Cenazelere dahi işkence ediyorlar. Kadınların cenazelerine teşhir ettiler, işkence yaptılar. Kadınlardan korktuklarını apaçık gösteriyorlar. YPJ'li Çiçek Kobanê'yi zorla alıkoyduklarında da kendilerinin yayınladığı videoda kafasını kesmekten söz ediyorlardı. Vahşiliklerinin, barbarlıklarının sınırı yok. Bunu açıkça gösteriyorlar" ifadelerine yer verdi.
 
‘Serêkaniyê’de önce Kongreya Star bayrağına saldırdılar’
 
Gülistan, kadın kazanımlarının hedef haline getirilmesine dikkat çekerek, Kuzey ve Doğu Suriye'nin kadın devrimi ile tanındığını ve birçok kazanım elde edildiğini belirtti. Gülistan, şöyle konuştu: "Kapitalist güçler kadın kazanımlarından çekiniyorlar. Kuzey ve Doğu Suriye’de oturan sistem kadın öncülüğünde olduğu için bütün emperyalist güçlerin korkusu haline geldi. Kadın öncülüğünde gelişen sistemde kadın hakları ve özgürlüğü isteniyor. Bu da uluslararası alanda bir kadın uyanışına sebep oldu. Şüphesiz emperyalizm kadın öncülüğünden korkacaktır. Halk karşıtı sistemin yüreğine saldığımız korkudan dolayı kadınların başkaldırısını istemiyorlar. Yine de dünyada örgütleniyoruz ve kadınlar Rojava devrimi etrafında kenetleniyor. Bu onların daha çok endişelenmesine yol açıyor ve bizi boğmak istiyorlar. Türk devletinin çeteleri Serêkaniyê’ye geçtiklerinde ilk olarak Kongreya Star bayrağını ayaklar altına aldılar. Bunu yaparak kadın hareketine ve kadın öncülüğünde gelişen devrime karşı olduklarını gösterdiler. Bunu bilerek yaptılar."
 
‘Bu saldırılarda birçok savaş suçu işlediler’
 
Gülistan, son süreçteki saldırılarla birlikte savaş hukuku yok sayılarak birçok savaş suçu işlendiğini dile getirip şöyle devam etti: “Dünya kanunlarında madde madde yazılıdır ki, sivil de olsa asker de olsa esir düşen insanlara belirtilen anlaşmalara göre saygılı yaklaşılmalıdır. Eğer yaralıysa da iyileştirilmeli, yedirilip, içirilmeli ve saygılı bir konuşmayla hitap edilmelidir. Ama gördük ki, kendi sosyal medya araçlarında paylaştıkları görüntüler esir YPJ savaşçısı Çiçek Kobanê’nin etrafında vahşi kurtlar gibi toplanıp ‘başını keselim’ diye bağırıyorlardı. Bu olay bütün dünyanın gözleri önüne yayınlandı, maalesef hiçbir kurum ve insan hakları örgütleri bu olay karşısında tepki vermediler ve sessiz kaldılar. Bu ise onaylamak anlamına geliyor ve Türk çetelerinin vahşetine yardım etmek oluyor.”