92 Newrozu’nun tanığı Latife: Duyduğum tek ses kemik ve kurşun sesiydi

  • 09:04 18 Mart 2020
  • Güncel
MARDİN - 1992 Nusaybin Newrozu’nun tanıklarından Latife Aksoy, “O gün duyduğumuz tek ses kırılan kemik ve kurşun sesiydi. İnsanlar canını kurtarmak için suya atlıyordu. O gün büyük bir katliam yaşandı” dedi. 
 
Her yıl 21 Mart Newroz Bayramı yaklaştığında akla ilk gelen yerlerden biri de Mardin’in Nusaybin ilçesidir. 1992 yılındaki Newroz kutlamalarında birçok kentte olduğu gibi Nusaybin’de de halk sokaklara dökülmüştü. Yenişehir Mahallesi’nde ulusal kıyafetleriyle başta kadınlar olmak üzere 7’en 70’e binlerce yurttaşın kutladığı Newroz’da herhangi bir olumsuzluk yaşanmamıştı. Aynı gün Cizre’deki kutlamalarda halka yönelik katliam girişiminde onlarca kişinin yaşamını yitirmesine ilişkin görüntülerin ortaya çıkmasıyla Nusaybin halkı ertesi gün alanlara çıktı. Çağ Çağ Köprüsü üzerinde bir araya gelen halkın etrafı, panzerle sarılmıştı. “Dağılın yoksa sizleri ezeceğiz” anonslarına karşı köprü üzerinde oturma eylemine başlayan halkın üzerine panzerler sürüldü ve ateş açılmıştı. Yurttaşlardan kimileri, Çağ Çağ Deresi’ne atlamış, kimileri panzer altında kalmış, kimileri de kurşunları hedefi olmuştu.  Dönemin tanıkları ise o gün Nusaybin’de 16 kişinin katledildiğini söylüyor. 
 
Nusaybin’deki tarihi direnişe şahitlik eden köprü, 2015-2016 yılları arasında yaşanan sokağa çıkma yasakları sırasında da zarar görmesine rağmen 28 yıldır ayakta duruyor. HDP’li Nusaybin Belediyesi tarafından 2018 yılında tarihi direnişi simgeleyen ve yaşamını yitiren 16 kişinin anısına yapılan Newroz anıtı belediyeye kayyım olarak atanan Ergün Baysal tarafından yıkıldı, yerine ise saat kulesi yapıldı. 
 
Dönemin tanıklarından Latife Aksoy,  halkın direnişini ve yaşanan katliamı ajansımıza anlattı. 
 
Newroz günü kutlamaların çok güzel geçtiğini hatırlatarak sözlerine başlayan Latife, 22 Mart’ta ise yaşananları şu sözlerle anlattı: “Newroz’da biz de oradaydık. Ertesi gün Cizre’de yaşanan ölümlere karşı yeniden alana çıkıldı. Benim de kucağımda bebeğim vardı. Ben daha evimden çıkmadan bağırış çağırış sesleri duydum. Kısa sürede her yerde silah ve çığlık sesleri yükseldi. Ben de kapının önüne çıktığımda onları gördüm. Neler oldu demeye kalmadan kurşunlar evime kadar geldi. Kaçan insanlar köprüde onlarca kişinin öldüğünü bir o kadarının da suya atladığını söyledi.”
 
'Duyduğumuz tek şey kemik ve kurşun sesleriydi'
 
Köprünün üzerinden geçtiği derenin kana bulandığını anımsatan Latife, şöyle devam etti: “Sadece silah sesleri geliyordu. Köprü üzerinde bulunanlara önce ateş ettiler daha sonra panzerlerle oradan kalkmayan insanları ezerek köprünün üzerinden geçtiler. İnsanların cenazeleri sudan çıkarılıyordu. Çağ Çağ Deresi kırmızı olmuştu. Kaçan da vardı, kendini kurtarmak isteyen de vardı yaralılara yardım etmek isteyen de vardı. Tam bir kıyamet günüydü. İnsanlar ne yapacağını bilemiyordu. Duyduğumuz tek ses kırılan kemik ve sıkılan kurşun sesleriydi.”
 
Her sene Newroz yaklaştığında o günleri bir kez daha yaşadığını söyleyen Latife, “Ben o günleri hiç unutmadım. Ne zaman Newroz gelse o gün aklıma geliyor. Çocuklarımızı o katliamdan zor kurtardık. Komşumun oğlu katliamda köprünün altında kalmıştı. Olaylardan sona onu zar zor çıkarabildik. O gün büyük bir katliam yaşandı” diye belirtti. 
 
'20 yaşından sonra görmediğin savaş ve yıkım kalmadı'
 
Nusaybin’de halkın Newroz’dan sonra da savaş, ölüm ve direnişle iç içe yaşamaya devam ettiğini dile getiren Latife, “Newroz günü kucağımda bebeğimle evimizden çıktık. Günlerce eve gidemedik. Neler olduğunu bile anlamamıştık. O zamanlar ben 20 yaşındaydım. Şimdi de yasaklar, Rojava’ya yapılan savaş ile görmediğimiz şey kalmadı. Topraklarımızda çekmediğimiz acı kalmadı” diye konuştu.